Hoş geldiniz.
Sitemizde şu an 25 kategori başlıgı altında toplam 607 makale yayınlanmaktadır.
Arama özelligimizi kullanarak daha fazla içeriğe ulaşabilirsiniz.
Seçmiş Olduğunuz Makale Aşağıdadır
KISIRLIK NEDENLERİ :
Yaklaşık 6 çiften birisi kısırdır ya da çocuk sahibi olamamaktadırlar.Bu vakaların yarısında erkeklerde yarısında da kadınlarda kusur vardır.Bazen de kısırlık kurulan beraberliğin bir kusurudur ve eşlerin başkalarından bir çocuğu olaiblir.
Günümüzde kısırlığın o kadar çok tedavisi yolu vardır ki, bu çiftlerden 100/65'nin gerçekte kısır değil, yeterince doğurgan olmadığı kabul edilmektedir. Bu durumda gebe kalma yeteneği ortalamanın altında kalmaktadır. Kısır erkek iktidarlıdır, doyuma ulaşır ve boşalır, ama menisindeki spermler etkisizdir. Meni de hiç sperm olmayabilir ya da sayıları çok azdır; bazen spermler tembeldir ve dölyolundan yukarı yüzemezler. Bazen de spermler anormaldir. Kısır olan kadın yumurta üretmiyor olabilir, yumurtalıklarında kist olabilir ya da fallop boruları tıkalıdır ve yumartalar döl yatağına inemez. Döl yatağında bir hastalık varsa ovülasyon eşlerin cinsel ilişkide pek bulunmadıkları ilgilsiz bir zamanda gerçekleşiyorsa gebe kalma şansı yoktur.
Penis dölyoluna hiç girmiyorsa, kadının kızlık zarı hala duruyorsa ya da kadın ilişkiden çekiniyorsa beraberlik kısırlığa yol açıyor demekdir. Erken boşalma da bir kısırlık nedenidir. Bazen de kadının bedenindeki kimyasal maddeler erkeğin spermlerini yok eder, öldürür. O zaman da sperm üreten erbezleri bu hıza ayak uyduramaz; yoğun bir cinsel faaliyet döneminden sonra erkeğin menisindeki sperm miktarı azalır, böyle olunca da çiftin çocuk sahibi olabilmek için çok sık ilişkide bulunması gerekir.
Yazı SaglikSifa.Com'a aittir.Alıntı yaparken kaynak gösteriniz.
Konu Hakkında Yapılmış Bütün Yorumlar
Bu konu hakkında yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak istermisiniz?
Son çeyrek yüzyılda modern yaşam tarzının getirdiği, kötü beslenme, hareketsizlik ve stres etkileri yaşamımızın dengesini alt üst etmiş durumdadır. Bu gibi nedenlerden dolayı çağımızda hastalıklarda artışlar görülmüştür. Tıp ilerlemesine rağmen, her derde deva olamamıştır. Bu gelişmeler üzerine asıl çarenin doğada olduğu anlaşılmıştır. Eskiden "kocakarı ilaçları" olarak tabir edilen yöntemlerin, günümüzde Alternatif Tıp inceleme alanına girmesi ile bitkilerin vucudumuz üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler bizlere doğanın bir hediyesi, yaradanın bir ikramıdır. Bizim bu ikramdan yararlanmamız alternatif tıbbın ortaya çıkışına ortam hazırlamıştır.